• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Spor
  • Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Sütün Fazla, Bebeğin Huzursuz mu?
Sağlık
Yayınlanma: 26 Şubat 2026 - 10:41

Sütün Fazla, Bebeğin Huzursuz mu?

Süt üretiminin, bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon, doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabilir. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman “süt bolluğu” olarak yorumlandığını, ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti.

Sağlık
26 Şubat 2026 - 10:41
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Sütün Fazla, Bebeğin Huzursuz mu?
Anne sütü, bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengeye dikkat edilmelidir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi, bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir.

Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, “Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir” dedi.

Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil

Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1–2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Yendur, “Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir” diye konuştu.

Uzm. Dr. Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, “Her dolgunluk Hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır” ifadelerini kullandı.

En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı

Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yendur, sözlerine şöyle devam etti: “Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır.”

Anne ve bebekte görülen belirtiler

Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Yendur, “Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir” diye konuştu.

Uzm. Dr. Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir.”

Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir

Uzm. Dr. Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hâle getirmek olması gerektiğini ifade etti. “Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir” diyen Uzm. Dr. Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, “Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye koşullandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır” diye konuştu.

Uzm. Dr. Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: “Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme, belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır.”

# Hiperlaktasyon# bebek beslenmesi# sağlık# anne sütü# Medicana Sağlık Grubu
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Kardiyolog Tülüce: Kolesterol ve Tansiyon Kalbi Etkiliyor
Kardiyolog Tülüce: Kolesterol ve Tansiyon Kalbi Etkiliyor
LÖSEV Ramazan’da da Çalışmalarını Sürdürüyor
LÖSEV Ramazan’da da Çalışmalarını Sürdürüyor
“Efes Selçuk’ta Nefes Eğitimi”
“Efes Selçuk’ta Nefes Eğitimi”
60+ Deneyim sağlık için gönüllü oluyor
60+ Deneyim sağlık için gönüllü oluyor
Son Haberler
 İZSU’dan üç ilçeye 180 milyon TL’lik yatırım
İZSU’dan üç ilçeye 180 milyon TL’lik yatırım
Fotoğrafçılığın 200. yılı selçuk efes kent belleği’nde kutlanıyor
Fotoğrafçılığın 200. yılı selçuk efes kent belleği’nde kutlanıyor
Selçuk efes kent belleği’nde nefes atölyesine yoğun ilgi
Selçuk efes kent belleği’nde nefes atölyesine yoğun ilgi
Kütüphane haftası dopdolu: müzik, resim ve yaratıcı drama bir arada
Kütüphane haftası dopdolu: müzik, resim ve yaratıcı drama bir arada
Efes selçuk’tan yükselen direniş istanbul’dan türkiye’ye yankılandı
Efes selçuk’tan yükselen direniş istanbul’dan türkiye’ye yankılandı
İzmir’in 2030 hedefleri için ortak çözüm platformu: M-LAB
İzmir’in 2030 hedefleri için ortak çözüm platformu: M-LAB

Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Siyaset
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

islami sohbetbizim mekangiftcardmall/mygiftbets10.buzzdini chatislami chat